Yeni çalışma için araştırmacılar, Amerika Birleşik Devletleri genelinde bulunan yaklaşık 1500 kronik ağrı hastasını takip etti. Ekip, ağrılarını izledi ve her kişinin aleksitimya düzeyini belirlemek için bir anket kullandı. Sonuçlar, çalışmanın başlangıcında daha yüksek aleksitimya düzeyine sahip hastaların bir yıl sonra daha fazla psikolojik sıkıntı geliştirdiğini gösterdi. Hastaları bir yıl daha takip etmeye devam eden araştırmacılar, aleksitimya ile bağlantılı artan sıkıntının, kişinin kronik ağrı ile ilgili günlük sorunlarını artırdığını buldu. Ağrılarının günlük işlevlerini ve yaşam kalitelerini daha fazla etkileme olasılığı daha yüksekti. Ancak, ilişki sadece bu yöndeydi; araştırmacılar, ağrı ile ilgili günlük sorunların, kişinin aleksitimya düzeyindeki artışı öngörmediğini buldu. Bu, duyguları işleme sorunlarının ağrının bir sonucu değil, daha kötü ağrı için bir risk faktörü olduğu görüşünü desteklemektedir. Araştırmacılar, insanların duygularıyla daha iyi temas kurmalarına yardımcı olmanın, kronik ağrı hastalarında anksiyete ve depresyonu hafifletmeye ve potansiyel olarak acılarını azaltmaya yardımcı olabileceği sonucuna vardılar.
Makalenin/Haberin İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Haber Yayınlanma Tarihi : 03.05.2026
Haberi Sosyal Medyada Paylaş:




