Yeni çalışma için, kronik ağrı yaşayan 137 yetişkin, iki ayrı hafta boyunca günde üç kez düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yakalayan anketler doldurdu. Tang, "Bu yöntemi, iki haftalık bir süre boyunca kaydedilen bilimsel bir stop-motion animasyon gibi düşünebilirsiniz," dedi. "Her kare, birinin ne düşündüğünün, hissettiğinin veya yaptığının bir anlık görüntüsünü gösteriyor, ancak bunları bir araya getirdiğinizde, bu deneyimlerin zaman içinde nasıl geliştiğini ve birbirini nasıl etkilediğini görebilirsiniz". Sonuçlar, bir kişinin zihinsel yenilgi duygusundaki artışın, ağrıya daha fazla dikkat etmeyi tutarlı bir şekilde öngördüğünü gösterdi. Araştırmacılar ayrıca, insanların ağrının kimliklerine, ilişkilerine ve geleceklerine zarar verdiğine inanma olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldu. Bu algılar da, fiziksel aktivitenin azalmasıyla bağlantılıydı. Çalışma ayrıca kendi kendini güçlendiren bir döngüyü de vurguladı: zihinsel olarak yenilmiş hissetmek, daha olumsuz öz algılara yol açtı ve bu da bir kişinin zihinsel yenilgi duygusunu daha da artırdı. Zihinsel yenilgi, kişinin ağrı yoğunluğundan, stresinden veya ruh halinden bağımsız olarak da işliyor gibi görünüyor. Araştırmacılar, daha kötü hissetmenin bir yan ürünü olmaktan ziyade, kişinin ağrıyı nasıl deneyimlediğini etkileyen ayrı bir psikolojik süreç gibi göründüğünü söyledi.
Makalenin/Haberin İngilizce versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Haber Yayınlanma Tarihi : 30.04.2026
Haberi Sosyal Medyada Paylaş:




